Dünyanın Gündemindeki “Afrika” ( Temmuz 2006 )

Bugün Afrika Kıtası’nı tehdit eden açlık, fakirlik ve bulaşıcı hastalıklar dünya üzerinde pek çok farklı noktayı

değişik yollarla etkiliyor. Maalesef sorunlar da globalleşti.

Bu sayımızda çok farklı ve az işlenen bir konuda sizleri bilgilendirmek ve görüşlerimi paylaşmak istedim. Bugün global dünyada Afrika ve burada insanlığı tehdit eden “Kronik Açlık” önemli bir gündem maddesi olarak önümüze çıkıyor…

Gelecek stratejilerinin ve dünyanın daha iyi yaşanır bir hale gelmesi için yıllardır liderlik eden World Economic Forum (WEF), Afrika’daki kronik açlığı gözler önüne sererek dünyanın bu soruna çözüm üretmesi için dikkatleri bu bölgeye çekti. Cape Town’da gerçekleştirilen toplantıda da sorunun aslında bölgesel olmadığı ve tüm dünyayı etkilediği vurgulandı. Gerçekten de orada yaşanan fakirlik, açlık, bulaşıcı hastalıklar global bir tehdit olarak aslında tüm dünyayı etkiliyor.

Konunun aciliyetini bir örnekle vermek gerekirse Nijerya’da doğan bir çocuğun 5. yaş gününü görmeden hayatını kaybetme olasılığı İngiltere’de doğan bir çocuğa oranla 40 kat fazla. Elverişsiz yaşam ve sağlık şartları işte bu derece vahim. Kenya’nın Siaya Bölgesi’nde de yaşayanların yüzde 64’ü günlük 1 doların altında bir gelire sahip ve nüfusun sadece yüzde 23’ü sağlıklı su içme şansına sahip. Bölgede yüzde 24 oranında HIV ve AIDS kendini gösteriyor ve maalesef ortalama 96 bin kişiye bir doktor düşüyor.

Dünya liderleri, politikacılar, iş dünyası, sivil toplum örgütleri ve akademisyenler bölgedeki kronik açlık sorununa yöresel çözümler getirmek yerine uzun vadeli stratejik çalışmaların yapılması konusunda fikir birliğine vardı. Afrika Kıtası’nda operasyonları bulunan uluslararası organizasyon ve kurumlar da kısa vadeli çözümler yerine uzun vadeli çözüm yolları arayışına girdi.

Yapılan araştırmalar bölgede öncelikle politik anlamda barış ve stabilite sağlanması konusunu ön plana çıkarıyor. Daha önceki yıllarda yapılan ekonomik, gıda ya da sağlık yardımlarının aslında kesin bir çözüm yerine tampon çözümler oluşturduğunu artık herkes biliyor. Performansa dayalı bir yardım stratejisiyle bölgedeki tarımın gelişimi teknolojik, finansal ve eğitime dayalı bir çalışmayla ancak uzun vadede kurtarıcı bir çözüm önerisi olarak ortaya çıkıyor.

Tarımın geliştirilmesi Afrika için kaynak sorununu çözecek önceliğe sahip. Eğitim ve sağlık yatırımlarının planlı bir şekilde yapılması ise ikincil önem taşıyor. Özetle sorunun kaynağını çözmek yani bölgede eksik olan tarım yatırımını canlandırmak ve iyileştirmek, açlığı ve arkasından gelen fakirlik ve sağlık sorunlarını çözmek gerekir.

Çok kültürlü ve karışık etnik yapıya sahip olan ve değişik dilleri konuşan toplumları demokratik çözüm önerileriyle kaynaştırmak önemli. Toplumun, meselelere katılımcı olduğu durumlarda da hep başarı öyküleri oluşuyor. Bugün gündem maddesi olan Afrika Kıtası da toplumun katılımcı olduğu bir bilinçle uzun menzilli ve kaynak yaratmaya dayalı çözüm önerileri ile geleceğe bakıyor. Dünya üzerinde, kıtalarda yaşanan sorunlar artık global tehditlerdir.

Sınırların kalktığını, dünyanın globalleştiğini söylüyoruz. O halde sorunlar da globalleşiyor. Bugün Afrika kıtasını tehdit eden açlık, fakirlik ve bulaşıcı hastalıklar dünya üzerinde pek çok farklı noktayı değişik yollarla etkiliyor. Maalesef sorunlar da globalleşti. Hindistan ve Çin aslında Afrika için tecrübe ve ders alma anlamında model teşkil ediyor.

Dünyanın gündemine oturan bu tür global tehditler ve arkasından geliştirilen başarı öykülerinden ülkemiz adına da ders almalıyız. Türkiye, geleceğe emin adımlarla yürüyen genç nüfuslu bir ülke. Başarı öykülerine katılmak için iddiamızla kolları sıvamamız gerektiğine inanıyorum. Daha iyi bir Türkiye ve dünya için biz üzerimize düşeni yapmakta kararlıyız.

Sağlık ve sevgi dolu günler dileklerimle,