İş Hayatında Kadını Desteklemeliyiz ( Nisan 2006 )

İlkbahar tabiattaki uyanışın ve değişimin en keyifli izlendiği ay. Değişim; tabiat anada olduğu gibi insanlarda, olaylara bakış açılarında ve iş tutuş biçimlerinde de kendini gösteriyor.

Çok yakın bir tarihte Dünya Kadınlar Günü’nü kutladık. Çalışma hayatında, kadın-erkek kıyaslamalarına itibar etmememe rağmen dünyada kadınların hak ettikleri pozisyonlara gelmelerine destek vermek ve ülkemiz kadınlarının sahip olduğu yaratıcı, girişimci özellikleri üretime kazandırmak adına bu yazımda bu konuyu biraz işlemek istiyorum. İstatistiklere bakarak çok parlak bir tabloyla karşılaşmasak da toplumsal kalkınmayı sağlamak, AB uyum sürecimizde yapısal reformlarla ülkemizdeki genç nüfusun ve özellikle kadınlarımızın eğitim seviyesini yükseltmek bence yapılması gereken uzun vadeli yatırım.

Katılımcı toplumsal kalkınma için kadınımızın üretim ve hizmet sektöründeki politika ve karar alma süreçlerine katılması gerektiğine yürekten inanıyorum. Bugün AB’de de bu konu gündemde. Son olarak bu konularda çözüm üretmek amacıyla kurulacak bir enstitü bu konuya verilen önemini açık bir göstergesidir. Amaç cinsiyetler arasında sadece eşitliği sağlamak değil, AB’nin daha rekabetçi konuma getirilmesidir. Kadınların işgücü olarak ekonomiye katkıda bulunmalarının Avrupa’nın rekabet gücüne önemli katkıları olacağı düşüncesiyle bu proje başlatılmıştır. AB istihdam stratejisinde de “eşit fırsatlar” başlığı altında kadınların aktif çalışma hayatına alınması vurgulanan bir konudur. Esnek çalışma gibi bazı uygulamalar kadınların çalışma hayatına katılması açısından çözümler getirmiştir. Bu yıl Dünya Ekonomik Forumu Davos toplantılarında da kadın erkek eşitliği ve kadının iş dünyasındaki lider konumu üzerine yoğunlaşan başlıklar işlenen önemli konular arasındaydı.

Girişimci lider ve kurumlar bugün globalleşme sürecinde başarılı olacaklardır. Girişimcilik sezgilerden düşleri üretme, düşleri projelere dönüştürme, projeleri hayata taşıma becerisine sahip olmak demektir. Türkiye’de kadın girişimci oranımız bugün için tüm OECD ve Avrupa ülkeleri arasında en düşük ülke konumunda. Türkiye’de işgücüne katılan 2-3 milyon kadının sadece yüzde 0.7’si girişimci. Kadın girişimcilerin krediye ulaşmak, teşvikleri kullanmak gibi bazı önemli engelleri olduğunu hepimiz biliyoruz. Ülkemizdeki kadın potansiyelini doğru kullanmak hem ülke hem de istihdam yaratma açısından genç nüfus için çok önemli. Kadın girişimcileri hizmet sektörüne sokmak ve benzeri çözüm önerileri geliştirmek toplumsal bir görevdir.

Kadınların aslında problem çözme, ekip çalışması, proje geliştirme gibi önemli becerilerde erkeklerden farklı yol izlemeleri, kadının iş hayatında sunduğu bir farklılık ve üretkenliktir.

Duygusal zeka, başarma güdüsü, çalışkanlık ve disiplin ve hepsinden önemlisi aile ve iş arasında denge kurma becerisi aslında olmazsa olmaz özellikler. Kadınların “önsezi” yeteneği, verimlilik, yaratıcılık, üretkenlik anlamında üstünlük sağlayan özellikler kanımca…

Ülkemiz genç nüfusa sahip, potansiyeli yüksek bir ülke. Bu da tüm çocuklara ve gençlere adil, etkin ve uluslararası standartta yapılacak bir eğitim zorunluluğu getiriyor. Kadınlarımızın da girişimci, lider, öncü pozisyonlarda iş hayatında yer almaları ekonomi için büyük katkı sağlayacaktır.

Bahar ve tabiat anadaki zengin değişimin ülke ve genç nesil için de fırsatlarla dolu bir gelecek getirmesi temennilerimle sevgi ve saygılarımı sunarım.