Markamıza Güveniyoruz ( Eylül 2004 )

1999 yılında önce deprem, daha sonra muhtelif ekonomik krizler yüzünden inşaat sektörü ciddi sıkıntılı yıllar geçirdi. Bu yıl ekonomideki iyileşme göstergeleri ve konut kredilerinin faiz indirimleri ile konut stoklarının tüketilmesi tüm ekonominin lokomotifi olarak da tanımlanan inşaat sektöründeki canlanma bizler için iyi bir haberdi. Türkiye’de verilere göre 2.6 milyon adet konut fazlası bulunuyor. Buna rağmen nitelikli konutlara olan talep her geçen gün artıyor. TOKİ’nin araştırmasına göre, Türkiye’de 81 vilayetin 75’inde nitelikli konut açığı mevcut. Ayrıca, alışveriş merkezi yatırımlarının hızlanması bekleniyor. Şu anda 86 olan alışveriş merkezi sayısı 2006 yılı sonunda 130’a ulaşacak.

Yeni istihdam yaratılmasında inşaat sektörünün çok önemli payı olduğunu biliyoruz. İnşaat sektörü ayrıca 240 alt sektörü harekete geçirme kapasitesine sahip. İnşaat sektörüyle gelişen ve büyüyen boya pazarına baktığımızda; Türkiye’de 700 bin ton üretim hacmi bulunan boya sanayi, kapasitesinin çok altında kullanım oranına sahip. İç piyasada boya kullanım oranı, üretim hacminin yüzde 50’sinin daha altında. İhracat rakamı da ancak yüzde 10 seviyesinde. Ülkemizde bu rakamları üst seviyelere taşımak hedef olmalı. Türk boya sektörü, kullanılan teknoloji ve kalite açısından gelişmiş ülkeler seviyesinde. Sektör pazar gelişimi ve üretim açısından her türlü altyapıya sahip. Savaş sonrası yeniden yapılandırma çalışmaları devam eden Irak’ın, boya pazarını ve ihracatı olumlu etkilemesi bekleniyor.

Öngörmemiz gereken bir başka önemli nokta da küresel ekonomideki değişim. Çevreye duyarlı, zararlı ham maddelerinden arınmış, yüksek kaliteli üretim artık bir zorunluluk. Yakında üyesi olmayı hedeflediğimiz Avrupa Birliği ülke normları,  tüm sektörleri kaliteli mal üretmeye mecbur kılıyor. Ne yazık ki, sektörümüz henüz merdiven altı olarak tabir edilen, ne içerdiği ve ne şartlarda üretildiği belli olmayan, maliyet avantajları dışında, ekonomiye önemli yük getiren kayıt dışı üretimle mücadelesini tamamlayamadı. Ancak bu hem haksız kazanç içeren hem de sağlık riski taşıyan  rekabetle mücadelede bilinçlenmiş olan tüketicinin başarıyla çıkacağına eminiz. Boya sektörü de inşaat gibi hareketli. Bu gelişmenin istikrarlı olmasını ve uzun yıllar sürmesini temenni ediyoruz. Biz Yaşar Topluluğu olarak önce Türkiye koşullarına paralel olarak küresel rekabetin gerekliliklerini yerine getirmek üzere kolları sıvadık, hazırlanıyoruz. Yeni ürünlerimizle, tüketici kitlelerine boyanın hayatımıza sağlayacağı faydalarla beraber güzelliklerinde katma değerini anlatmak ve müşterimizin daha da bilinçlenmesini sağlamak istiyoruz.

Geleceğe güvenle bakmak istiyoruz hepimiz. Neden daha güzel ve daha renkli bir dünya yaratmayalım… Neden gelişmiş ülkelerdeki standartlarda olan bir Türkiye’de yaşamayalım. Biz Dyo olarak markamıza güveniyoruz. Müşterilerimizi seviyoruz. Tüm gücümüzü daha güzel, daha iyi ve sağlıklı mekanlar için kullanmaya devam edeceğiz. Rekabeti topluma fayda anlamında yapacağız.

Fikirlerinizi bizle paylaşın, katkılarınızı bekliyoruz.