Su Yaşam Demek… ( Nisan 2009 )

Ekonomik krizlerin en önemli öğretisi, kaynakların boşa

harcanmaması gereğini hatırlatmasıdır. Su ise israf edilmemesi

gereken en önemli kaynağımızdır.

Dünyada ve paralel olarak ülkemizde yaşanan ekonomik durgunluk bir anlamda değerlerimizi korumak, sahip çıkmak, toplum bilinci oluşturmak ve daha iyi bir dünya için önemli değerlere dikkat çekerek farkındalık yaratmaktadır.

Türkiye 16-22 Mart 2009 tarihleri arasında 5. Dünya Su Forumu’na evsahipliği yaptı. Suyun diplomatik, ekonomik, kültürel ve hayati rolü bir kez daha tartışıldı ve keşfedildi. 182 ülkeden 25.137 kişi Forum’a katıldı.

Su yaşam demek, enerji demek, gıda demek. Bu denli önemli olmasına karşın, Birleşmiş Milletler’in Dünya Su Kalkınma Raporu hiç de iç açıcı verilere sahip değil. 2030 yılında maalesef dünya nüfusunun yüzde 67’si yani 5 milyar kişi, yeterli sağlıklı su koşullarına sahip olamayacak. Hepimizin bu gerçeği bir uyarı olarak algılaması gerekmektedir. Su tüketimi konusunda yerleşmiş davranışlarımızı yenilemezsek, küresel anlamda ciddi bir su krizi ile karşılaşılacağını bilmeliyiz.

Türkiye’nin yıllık 186 milyar metreküp yüzeysel su potansiyeli var. Ancak biz potansiyelin yüzde 35’ini kullanabiliyoruz. Bu oranın yükseltilmesi, içme suyu şebekelerinde yüzde 40’a varan su kaybının gelişmiş ülke seviyesi olan 0.5 seviyesine indirilmesi, ancak etkin su yönetimi ile mümkün olacaktır.

Suyun enerji ile olan bağlantısı da gözardı edilmemelidir. Ülkemiz enerji gereksiniminin yüzde 57’sini dışa bağımlı olduğumuz doğal gaz çevrim santralleri ile karşılıyor. Yüzde 25’lik bölümünü ise hidroelektrik santrallari karşılıyor. Su potansiyelimizin daha etkin değerlendirilmesi bu anlamda da ekonomimize katkıda bulunacaktır. Zaten ekonomik krizlerin en önemli öğretisi, kaynakların boşa harcanmaması gereğini hatırlatmasıdır. Su ise israf edilmemesi gereken en önemli kaynağımızdır.

5. Dünya Su Forumu kapsamında düzenlenen Dünya Su Sergisi’nde suya ilişkin teknolojik çalışmalar yapan firmaların standları yer aldı. Bu standlardan biri de başkanlığını yürüttüğüm TOBB Türkiye İçecek Sanayi Meclisi’nin standıydı. SUDER (Ambalajlı Su Üreticileri Derneği) ve MASUDER (Madensuyu Üreticileri Derneği) derneklerinin temsil edildiği bu stand çok sayıda konuğu ağırladı. Pınar Su A.Ş.’nin de üyesi bulunduğu SUDER toplumumuzun ihtiyaç duyduğu kaliteli ve güvenli ambalajlı suların yeterli miktarda üretimini gerçekleştirerek, sağlıklı koşullarda tüketicilere sunmak, sektörü ve paydaşlarını geliştirmek vizyonuyla faaliyet gösteren sektörel bir sivil toplum örgütü.

Diğer önemli bir olay ise; 8 Mart’ta Dünya Kadınlar Günü kutlandı ve KALDER tarafından hazırlanan “Yönetim Kadının Hakkıdır” bildirgesini Yaşar Topluluğu olarak bizler de imzaladık. Bildirgenin esin kaynağı Yaşar Topluluğu’nun da içinde yer aldığı Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler Sözleşmesi’dir. Kadın için yükselmeyi engelleyen cam tavanların yok edilmesi ciddi bir kültürel değişimi gerektirmektedir. Tüm çalışmalar göstermektedir ki; yoksulluk, işsizlik, ekonomik durgunluk ve su kıtlığı hepsi kadın nüfusunu çok daha fazla etkileyen konulardır. İşte bu nedenle kadının yönetimde olması, politika ve planların oluşumunda kadınların görüşlere katılımı son derece önemli.

Yaşadığımız dünyaya saygılı, çevreye duyarlı bir gelecek için toplumsal bilinç oluşturmak ve bunu korumak dileklerimle hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum.

Başarı Dileklerimle,