Türkiye Gıda ve İçecek Sanayi Meclisi Ortak Toplantı Raporu

TÜRKİYE ODALAR VE BORSALAR BİRLİĞİ

     

TOPLANTI RAPORU

 

KONU                         :  Türkiye Gıda ve İçecek Sanayi Meclisi Ortak Toplantı Raporu

TARİH/ SAAT          :   25 Şubat 2011

YER                             :   TOBB –İstanbul Hizmet Binası

Türkiye Gıda ve İçecek Sanayi Meclisi Ortak Toplantısı, 25 Şubat 2011 tarihinde, TOBB İstanbul Hizmet Binasında, T. İçecek Sanayi Meclis Başkanı Sn. Feyhan YAŞAR ve T. Gıda Sanayi Meclis Başkanı Sn. Necdet BUZBAŞ Başkanlığında yapıldı. NBŞ’ler hakkında son günlerde basında çıkan haberlerin değerlendirilmesi ve meclisler arasında ilişkilerin belirlenmesi gündem maddeleri olarak görüşüldü.

Toplantıda, gıda ve içecek meclislerinin ayrı düşünülmesinin mümkün olamayacağı, sanayicilerin sektöre sahip çıkması gerektiği,  birlik ve beraberliğin sivil toplum kuruluşunda özellikle baskı grubu oluşturması açısından önemli olduğu, meclisler arası ilişkileri güçlendirmek adına ortak toplantılar yapılmasının gerekliliği vurgulandı.

T. İçecek Sanayi Meclisi Akademik Danışmanı Sn.Prof.Dr. Nevzat ARTIK, NBŞ’ler ile ilgili basında çıkan haberlerdeki yanlışlıklar üzerine bir açıklama yaptı. Sn. ARTIK, fruktoz şurubunun televizyondaki konuşmalarda gösterildiği gibi  früktozun % 90 kuru maddeyle gıdada kullanılmadığını söyledi. Fruktoz şurubunun iki türlü kullanımının olduğunu; bunlardan bir tanesinin HFCS 42 olarak tanımlanan, bileşiminde yüzde 42 fruktoz, yüzde 53 glikoz ve yüzde 5 diğer şekerlerin bulunduğu bir yapı olduğunu (bir meyveyi yerken hissedilen tadın tek bir şekerden ibaret olmadığını, yapısında ağırlıklı olarak glikoz ve fruktoz olduğunu, sakarozun ise bazı meyvelerde bulunmadığını ve bunun bir analiz kriteri olarak kullanıldığını) , diğer kullanım şeklinin ise HFCS 55, yani yüzde 55 fruktoz, yüzde 42 glikoz ve yüzde 3 diğer şekerlerin oluşturduğu bir yapıda olduğunu belirtti. Meyvelerin çoğunda da buna benzer bileşim yapısını olduğunu ekledi.

Sn. Prof.ARTIK, televizyonda yanlış örneklere yer verildiğini; bal örneğinde, balda fruktozun yüzde 49 ve glikozun da yüzde 43 olduğunu; yani bal örneğine göre fruktozun HFCS 42 ve 45’in oranlarının adeta baldaki oranlara yakın yapıldığını belirtti. Bilinen  normal sakarozun -çaya ilave edilen  sakaroz-  2 mono sakkaritten oluştuğunu, disakkarit bir şeker olduğunu belirtmiştir. Evde ve gıda endüstrisinde  reçel yapılırken de şekerle meyvenin  pişirilmesi esnasında  limon ilave edilmesinin nedeninin ise sakarozu glikoz ve früktoza ayrıştırmak olduğunu ve  bu şekilde reçelin kristalleşmesinin önlendiğini ekledi. Yani sakaroz da sonuç olarak % 50 düzeyinde früktoz ve glukoz içermektedir.

Sn.Prof. ARTIK,  fruktozun tatlılık değerinin 173 olduğunu (sakarozun değerinin ise 100 olduğunu) söyledi. Tek başına sakarozla  bazı gıdaların üretileceğini ama kimi gıdaların üretiminde fruktozla glikozun belli oranlarda birlikte kullanılması gerektiğini, aksi durumda üretilecek gıdaların işleme esnasında problem yaratacağını vurguladı. Bu sistemin tüm dünyada geçerli olduğunu ekledi.

Sn. Prof.ARTIK,  konuyla ilgili son olarak basında sektöre zarar veren haberlere karşı olarak  Tarım ve Köyişleri Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığının iki ayrı komite kurduğunu, toplantıda yazılı karar alındığını, Sağlık Bakanlığının görüşü ve Tarım Bakanlığının görüşü ayrı ayrı yazıldıktan sonra iki Bakanın  bu bilgileri paylaşarak ortak olarak hazırladıkları bir açıklamanın yapıldığını söyledi. Bu açıklamaların bilimsel gerçekleri yansıttığını belirtti.

Yıldız Holding Gıda ve İçecek Grup Başkanı Sn. Mehmet TÜTÜNCÜ, konu ile ilgili iki açıklama olduğunu, birincisinin Türkiye’nin en bilinen endokrinoloji profesörleri, doktor, gıda ve kimyacılardan oluşan Türkiye Beslenme Platformu tarafından yapıldığını, ikincisinin ise Türkiye Gıda Mühendisleri Odası Başkanı Petek Hanım tarafından yayınlanan bir basın bülteni olduğunu ve her iki açıklama da toplumun yanlış yönlendirildiğini belirtti. Ayrıca TOBB ve sanayi odalarının beraber yaptıkları açıklamanın olduğunu ayrıca Bakanlıktan da bir açıklama beklediklerini belirtti.

Sn. BUZBAŞ, sektörle ilgili konular hakkında sektör olarak bu tip olaylara yaklaşım stratejisinin ne olması gerektiğini meclis üyelerine sordu. Konu hakkında söz alan Sn. Şemsettin GELGEN, bu konularda ellerinde hazır referanslar olması gerektiğini, ve tartışmaların gündemde olduğu zamanlarda Odalar Birliği, Gıda Dernekleri Federasyonu gibi kurumlar tarafından basına verilmesi gerektiğini belirtti.

 T. Gıda Sanayi Meclis Başkan Yrd.  Rint AKYÜZ, gıda ve içecek sektörlerinin şu an Türkiye’nin yükselen değeri olduğunun vurgulanmasını,  basının gıda ve sağlık konusunda yayın yaparken daha dikkatli olmasını sağlamak gerektiğini, bu konuda ihtisas sahibi gazeteciler olmadığını ve bu sektörlerle ilgili editörler olması gerektiğini söyledi ve sektör meclisleri olarak bu editörlerin eğitilmesi konusunda destek verilebileceğini ekledi, aynı zamanda bilim dünyası ile de yakın ilişkiler kurulmasının elzem olduğunu belirtti. Son olarak Gıda ve İçecek Meclisleri olarak konuyla ilgili bir deklarasyon yayınlamayı önerdi. Konuyla ilgili olarak, Sn. Mehmet TÜTÜNCÜ ise bu önerileri destekleyerek bunların stratejik bir plan haline getirilmesinin, Türkiye Gıda ve İçecek Dernekleri Federasyonu ve ilgili derneklerin bir eylem planı ortaya koymasının gerekliliğini vurguladı.

T. İçecek Sanayi Meclis Başkanı Feyhan YAŞAR, konuyla ilgili olarak aynı günün sabahında İçecek Meclisi üyeleriyle yapılan toplantıda konuşulan konular hakkında bilgi verdi. Toplantıda, MEYED Genel Sekreteri Ebru AKDAĞ koordinatörlüğünde Tüketici Aydınlatma Platformu adında bir grup oluşturmaya karar verildiğini söyledi ve oluşumun televizyon, paneller, broşürler gibi kanallarla gençleri ambalajlı gıdaya, kayıt dışı ürünlerle mücadeleye sevk edecek bir iş programı yapıp meclise getirebileceğine işaret etti. Sn. BUZBAŞ ise gıda ve içecek sektörleri için kriz yönetiminin olması gerektiğini, Tüketici Aydınlatma Platformu’nun da kriz yokken yapılacak bir sosyal sorumluluk projesi olarak çok kıymetli olduğunu ve benzer projelerin artarak devam etmesi gerektiğini söyledi.

Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurulu Sn. Ayten MAĞDEN, medyada çokça yer alan obezite ve kanserojen maddelerin etkileri hakkında Sağlık Bakanlığı’nın istatistiki anlamda açıklama yapacak düzeyde bir araştırması olup olmadığını sordu. Sn. Nevzat ARTIK konuya cevaben, şu an bu araştırma sonuçlarının (Türkiye Beslenme ve Sağlık Araştırması) istatistiki değerlendirmede olduğunu (obezite ve insanların tüketim alışkanlıkları vb konuları) ve muhtemelen araştırmanın yazım aşamasında olduğunu belirtti.

Sn.Prof. ARTIK konuşmasının devamında ise tartışılmakta olan konu hakkındaki düşüncelerini dile getirdi. Bir Bağımsız Risk Değerlendirme  Bilim Komitesi’nin kurulabileceğini, böyle bir komitenin bu konularda daha çabuk ve bağımsız açıklamalar yapabileceğini belirten ARTIK, bundan sonraki süreçte önce margarin, ikinci olarak mono sodyum glutamat, sonrasında ise gıda katkıları ve meyve suyu konusunda  (içmeyin kanser yapacak)şeklinde olacağını ve bu olumsuzluğun sürekli devam edeceğini ekledi.

Sn. Necdet BUZBAŞ, ortaya konulan fikirlerle ilgili son olarak TOBB, TİM, TİSK, MÜSİAD, İTO, İSO, İstanbul Ticaret Borsası, TGDF tarafından gıda sektörüne ilişkin yapılan ortak açıklamadan sonra yeni bir deklarasyonun çok şık olmayacağını belirtti ve bir ortak görüş belirlenmesini önerdi. Belirlenecek ortak görüşün, toplantıda çekilen fotoğraflarla birlikte Ekonomik Forum Dergisi’nde meclislerin yer aldığı sayfalarda yer almasını önerdi. Konuyla ilgili son olarak, Sn. Mehmet TÜTÜNCÜ, MÜMSAD’da yapılan çalışmalardan hareketle; nasıl bir iletişim yapıldığını, fikir önderlerine nasıl ulaşıldığını, doktorlarla ve diyetisyenlerle nasıl iletişime geçildiğinin öğrenilmesini önerdi ve bu öneri memnuniyetle karşılandı.

Toplantının ikinci gündem maddesi olarak Gıda ve İçecek Sektör Meclisleri arasındaki ilişkilerin belirlenmesi konuşuldu. Bu hususta iki meclisin kriz anlarında olağanüstü birlikte toplanabilme olanağının olup olmadığı soruldu, buna ek olarak da olağanüstü durumlar haricindeki toplantıların hangi sıklıkla yapılması gerektiği tartışıldı.

TOBB Türkiye Sektör Meclisleri Yönetmeliği gereğince yılda en az 4 defa toplanmak gerektiği, olağanüstü durumlarda ise bu toplantıların daha sık yapılabileceği ve bu konuda sakınca olmadığının bilgisi meclis üyeleriyle paylaşıldı.