Yaşamın Kalitesi ( Temmuz 2005 )

Yaşar Grubu’nun en değerli markalarından biri de çok iyi bildiğiniz gibi Pınar. Pınar bu yıl 30 yaşını kutluyor. 30 yaş insan hayatında hala gençliği temsil ettiği gibi belli bir olgunluğun da işareti.

Son yıllarda hayatımıza giren bazı yeni kavramlar oldu. Bazıları yabancı dilden doğrudan alıntı; “wellness” gibi. İyi olmak, iyi yaşamak, sağlıklı kalmak… Geriye baktığımda çok değil 20 yıl önce pek az önemserdik sağlıklı olmayı, iyi yaşamayı… Yaşam kalitemize umursamazca yaklaşırdık. Günümüzde bu yeni kavramları daha çok uygular ve takip eder olduk. Neden ve nasıl geliştiğine bakmaksızın yeni yüzyılın değişen koşulları sayesinde bugün hakettikleri öneme kavuştuklarını düşünüyorum. Bu gelişmeyi elbirliği ile gündeme taşıyanlara ve bilinçli tüketiciye borçlu olduğumuzu biliyorum.

Teknolojinin yükselişi, eğitim seviyesinin artması, ekonomide refahın artması, küreselleşme… Amansız hastalıklara çare bulunabiliyor, yaşlılık geciktirilebiliyor… Tabii insana verilen değer artmadığı sürece teknoloji ve tıpta birbiri ardına gelen değişim ve gelişmenin hayatımıza önemli bir katma değer yaratacağını düşünmek zor olur. Hayatımıza yeni değerler ve kaliteyi getirmek yalnızca devlet ve düzenleyici otoriteler tarafından yapılması beklenemez. Tüketiciler olarak hepimiz, sivil toplum örgütleri, gıda alanında faaliyetleri olan sanayiciler, üzerimize düşeni fazlasıyla yapmalıyız. Yaşar Grubu’nun en değerli markalarından biri de çok iyi bildiğiniz gibi Pınar. Pınar bu yıl 30 yaşını kutluyor. 30 yaş insan hayatında hala gençliği temsil ettiği gibi belli bir olgunluğun da işareti. Otuz yıldır gıda güvenliğini gündemimizin en üst sırasında koruyoruz. Türkiye’de mutfağına girmediğimiz ev kalmadığını biliyoruz. Kimine yoğurtla, sütle, peynirle, kimilerine su ve meyva suyu, hindi ve dana et ürünleri ve yüzlerce çeşit mamulle dünya standartlarına ulaşmış güvenli ürünler sunuyoruz. Başka bir bakışla teknoloji ve ekonomideki gelişmeler, zaman içinde sağlığımızı tehdit eden konularla tanıştırdı bizleri. Kayıt dışı ekonomi, ekonomik krizler, denetim mekanizmalarının yokluğu ve daha birçok neden uygunsuz koşullarda imal edilmiş gıdaları hayatımızın bir parçası yaptı. Tedarik zincirleri o denli karmaşık yapılara sahip oldular ki, güvenliği ve kaliteyi tüketiciye sunmak çok önemli hale geldi. Avrupa Birliği, 6. Çerçeve Programı’nda, bu konuya 800 milyon Euro’luk bir bütçe ayırdı. Amaç, çevre dostu üretim teknolojileri için yapılan araştırmaları desteklemek, daha güvenli, sağlıklı ve daha fazla çeşidin var olduğu gıda dağıtım kanallarının gelişimine yardımcı olmak. Gıda güvenliği ve kalitesi konusundaki artan duyarlılığı ülkemizde de görüyoruz. 2000 yılından bu yana, Türk Gıda Kodeksi ve ilgili tebliğlerinde yaklaşık 70’e yakın düzenleme yapıldı. Daha sağlıklı gıda arayışı insanları organik ürünlere yönlendiriyor. Bugün Türkiye’de organik tarım yapılan alanlar 103 bin hektara ulaştı. Organik çiftçi işletmelerinin bölgesel dağılımına baktığımızda, Ege Bölgesi yüzde 39 ile birinci sırada. Ancak organik tarımda yeterli çeşitlilik yok. Çünkü hala organik ürün tanımı kuru meyve ile sınırlı. Pınar yine bir ilke imza atarak, uluslararası sertifikalandırma şirketi Institute for Marketecology’den alınan sertifika ile  organik süt üretimine başladı.

Hayat çok güzel. Ama onu güzel kılacak olan bizleriz, unutmayın. Hem kendi yaşantımıza hem toplumsal yaşantımıza sahip çıkmalıyız. Yaşamımız ona verdiğimiz değerle renklenecek, kaliteye kavuşacak.

Kaliteli ve güvenli günler, hepinize sağlıklı bir yaşam diliyorum.